Bilinmeyen güçler ve doğaüstü olaylar |

Bilinmeyen güçler ve doğaüstü olaylar

reklam alanı signle

Öncelikle bir ‘Dizi gezintisi’ yapmak istiyoruz. Buna sebep, belki de ilk kez, büyülü sihirli, cinli perili ve de ruh çağırmalı bir yapımın başlaması. Kanal-7′nin Şifacı adlı dizisi ilginç.

Öncelikle bir ‘Dizi gezintisi’ yapmak istiyoruz. Buna sebep, belki de ilk kez, büyülü sihirli, cinli perili ve de ruh çağırmalı bir yapımın başlaması. Kanal-7′nin Şifacı adlı dizisi ilginç. Hele bir takım doğaüstü güçlerin kalıtımsal yolla devamının işlenmesi bu işi daha cazip hale getirmekte. İşte bu sezgilere sahip İmre’nin ameliyatta ölümü ve ruhunun Doktor Halil’e geçişi seyirciyi etkileyen unsurlardan. Olaylar zincirinin içinde bir televizyonun inançları zayıf ekibinin yer alışı bir başka renk. Çok net söylüyoruz, şöhretsiz, az masraflı olmasına rağmen Şifacı, Kanal-7′nin en önemli rating unsurlarından olacak. Bu tip yapımları sevip de henüz izlemeyenlere tavsiye ediyoruz.
* * *

Dizilerle devam edeceğiz. Adak da, sonradan açılanlardan oldu. Bir tarafta feodal yapıyla yönetilen aile var. Bu kez ‘Uyuşturucu Baronesi’ni görüyorsunuz. Diğer tarafta, artık ‘İyice artist olan Emrah’ın canlandırdığı eski komiser Cem’in haysiyet savaşı. Eh, en başta biri Türkiye güzeli olmak üzere, hoş bayanları izlemek ayrı zevk.

Show TV’nin ‘Arap atı yapımlarından biri de Yanık Koza. Olaylar iyice Hanedan dizisine döndü. ‘Kim kimden olma’ soruları hafif kalmakta. ‘Manyak Semih’ olaya girdiğinden bu yana, ilgi daha arttı. Çolpan İlhan’ın, herkesi ezip geçen oyun gücü müthiş. Başak Köklükaya, Hanzade rolüyle yine süper. Mevcut tansiyon düşürülmedikçe, iki sezon daha giderler.
* * *

Avrupa Yakası, atv’nin önemli izlenme unsurlarından. Tüm kayıplara rağmen ratingleri güzel. Kapıcının oğlu Gafur’u canlandıran Peker Açıkalın başarılı. Bu hafta kısa süre de olsa Suna Pekuysal’ı üçkağıtçı falcı rolünde gördük. 100. Programı, dizinin adını taşıyan derginin 100. sayısına monte edip, yazılan kutlama senaryosu için fazla sevimliydi diyemeyeceğiz. Burhan Altıntop’un işlettiği Avrupa Pavyon’da Nil Karaibrahimgil’e de program yaptırdılar. Daha net yazarsak ‘Nil’i pavyona düşürdüler.’

Bazıları kızacak ama, ilk teşhisi Memed Güler kardeşimizin koyduğu konuya değinmek istiyoruz. Ata Demirer’in yerine monte edilen Tolga Çevik’in kestiği rol, Bir Demet Tiyatro’nun Mükremin Çıtır’ı. Bire bir, kopya çekmekte. Doğrusu bu bizi rahatsız ediyor. Yine atv dizisi ‘Erkekler Ağlamaz’a değinirsek biraz dışarıdan ‘Şampiyon’, içeriden Sadri Alışık’lı yapımların koalisyonu. Çok fazla esinlenme!
* * *

Son haftaların en büyük favorisi ise kesinlikle ‘Erkeksen Seyret’. Seray Sever’i hayatının rolünü yakalamış halde izliyoruz. TRT’nin müzik eğlence programlarından tanıdığımız Hakan Yılmaz’ı ‘Muslukçu ve de ampülcü Cemil’ tipiyle destan yazarken görüyoruz.

Kadın programlarıyla ancak bu kadar güzel dalga geçilebilir. Bu arada Şebnem Dönmez’i de unutmayalım. Tabi diğer tipleri de. Hayali deterjan Cingo’yu sahiden üreten firma çıkarsa, mutlaka köşeyi döner. Maçlar bile çakışsa, TGRT’nin ‘Gülmece Makinası’nı hiç kaçırmıyoruz. Yine aynı ekrandaki Deli Dolu için aynı övgüleri yapmamız mümkün değil…
* * *

NOTLAR: Murat Dilek ‘Sayın Burhan Bey gerçekten önemli bir konuya değinmişsiniz. Dostumuz diye hitap edilenler hala bir takım planlarla bizi bölmeye çalışıyorlar. Nasıl Saddam Hüseyin’e destek verip kullandılarsa, şimdi de kürt kardeşlerimizi destekler havada amaçlarına alet ediyorlar. Niyetleri açık, asıl korudukları Devlet daha aşağıda’ diyor. ÇETKODER, 50 ilden temsilcilerle yaptığı toplantıda ‘Tüketicilerin daha aktif davranması kararı aldı.’ Volkan Akay ‘Veya yerine Or’u kullanmayı tercih edenleri, pantolonunu bollaştıranları’ yerin dibine sokup, bırakmış. Mesajı aldık diyelim. Ayça Erman’ın tespitleri güzel:

‘Ekranlardaki yerli dizilerde bir intihar furyası başladı ki, sormayın. Yaprak Dökümü’nde Şevket’i gizlice seven komşu kızı karakteri, Sıla, Fırtına’da, Ali’ye umutsuzca aşık Naz hep intihara teşebbüs ediyorlar. Sonuçta da hiçbir şey elde edemiyorlar. Hepsi yeniden hayata dönüyor. Bu kadar olmaz, hep aynı hikayeler. Gümüş ise Amerikan pembe dizileri sanki. Mehmet’in çocuğunu kucağına alamaması ve Gümüş’ün sürekli yeni doğan bebeğiyle ilgilenip, onu ihmal etmesi gibi gelişen olaylar bana All My Chıldren’ı -Bütün Çocuklarım- hatırlatmakta. Sağır Oda’da ise kahramanlık türküleri eşliğinde bir Polat Alemdar izliyoruz. Aras Dağlı Rambo gibi…’

Erman’ın kaleme aldıkları, galiba bizim dizi eleştirilerimize krema oldu.